Deniz derya dolusu aşk Ne güzel demiş Özdemir Asaf; “ Her aşkın bir öyküsü vardır ama her aşkın bir şiiri yoktur” derken. Lakin şiire dönüşmese de insanı damardan vuran aşk öyküleri de yok değil. Yakakent’ de uzun yılar teknesiyle tek başına balıkçılık yapan 54 yaşındaki Ayla Ak’ ın hikâyesi, en güzel aşk romanlarına bile taş çıkartır valla da. Az aşağıda yazacaklarımızı okursanız siz de ayağa kalkıp saygıyla alkışlayacaksınız bu sevdanın taraflarını eminim. Evinin ekmeğini denizden çıkaran mücadeleci Fahrettin baba ve Ayla abla Yakakent’ in sevilen dostları. Ayla Ak, gün doğumunda ve gün batımında bazen baba Fahrettin ile bazen denize tek çıkmayı ihmal etmiyor. Bu günkü seyahat konukları ise bizleriz. Evinin önünden başlayan macera, denize çıkış ve dönüşe kadar beraber olduğumuz bu serüveni sizlerle paylaşmak istedik. Bu arada Ayla ve Furkan’ın keyfine diyecek yok. Birbirleriyle koyu bir sohbete dalmışlar, motorun sesinden ben tam algılayamıyorum. Bu arada dört dönüyoruz ancak, oltalar boş bir türlü palamut vurmuyor. Motor bir ara istop etti. Meğer Ayla, istavrit için diğer misinayı almış, hararetli hararetli kancaları denize salıyor. Furkan’ da istavrit için oltayı saldı, bir ara ben yanaştım, yanına keşke gitmez olaydım. Misine ve kancaları birbirine dolaştırdık. Ayla abla bastı kahkayı… Dört, bucuk saatlik deniz maceramız sizin anlayacağınız 1 istavritle son buldu. Liman, fener istikametinde dönüş için yola koyulduk. Biz limana girerken yeni tekneler kısmetlerini aramak için yola çıkıyorlardı. Bu arada Deniz üzerinde, denizanaları (Ebeler) mevcuttu. Limana girdik, kayığı yerine çektik, Ayla ve Furkan Kayığın içini yıkayıp, biriken suyu pompaladılar.
|
||||
| YAKAKENT BELEDİYESİ ©2007 | ||||